Çin, İran ve Suudi Arabistan’dan sonra Suriye’ye de barış mı getirecek?

Londra merkezli Middle East Eye (MEE) haber ve analiz portalında yayımlanan, ”Çin barışın anahtarı olabilir mi?” başlıklı makalede, son zamanlarda bölgesel çatışmalarda ve diplomatik anlaşmazlıklarda soyunduğu arabuluculuk rolleriyle öne çıkan Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Suriye’de 12 yıldır devam eden vekalet savaşlarının sonlandırılmasında da kilit rol oynayabileceği ifade edildi.

“ESAD, DİPLOMASİ SAHNESİNE YENİDEN ÇIKTI”

Çin, Ortadoğu’da yürüttüğü diplomasi faaliyetleri kapsamında bu ayın başlarında Suudi Arabistan ve İran arasında 2016’dan bu yana ilk kez diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasına yönelik bir anlaşmaya aracılık etti. Bu gelişmeden ilk faydalanan aktörlerden biri de ABD’nin bölgede Şam’ı izole etmeye yönelik baskılarına rağmen yavaş ama emin adımlarla diplomasi sahnesine yeniden çıkan Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad oldu. 

MEE’de yer alan analize göre Suud Krallığı, İran’la yapılan anlaşmadan birkaç gün sonra Suriye hükümetiyle diplomatik ilişkilerin yeniden kurulduğunu açıkladı ve Esad bir ay önce Umman’a yaptığı ziyaretin ardından BAE’ye bir ziyaret daha gerçekleştirdi. Haberde, Çin’in Ortadoğu’da üstlendiği iddialı rolün, Suudi Arabistan’ın bölgesel gerilimleri yatıştırma arzusu açısından kilit bir önem taşıdığı belirtildi.

Haberde ayrıca şu ifadeler öne çıktı:

“ÇİN VE RUSYA’NIN GİRİŞİMİYLE…”

Suudi Arabistan, Suriye’nin Arap dünyasında kilit bir oyuncu olarak geri dönmesinin önündeki son engeli teşkil ediyordu. 2018’de Bahreyn ve Suriye dışişleri bakanlarının Birleşmiş Milletler’de kucaklaşmalarıyla buzların erimeye başladığı görülmüştü. Diğer Arap ülkelerinin Şam’la barışmasını kenardan izleyen Riyad, belki de Çin ve Rusya’nın öncülüğünde Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinin de etkisiyle nihayet bu mücadeleye katıldı.

Suriye’nin özellikle Lübnan ve Irak konusunda her zaman İran’la aynı çizgide hareket etmiyor oluşu Suudileri Suriye ile normalleşmeye iten en önemli faktörlerden biri oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığı 2020’de yaptığı bir değerlendirmede, Şam’ın Lübnan siyasetindeki eski güçlü konumunu yeniden kazanmakta olduğuna dair endişeli olduklarını ifade etmişti. Birkaç yıl önce Lübnan’daki faaliyetlerini sonlandıran Suudiler ise Suriye’nin ülkeyi istikrara kavuşturma konusundaki yardımını memnuniyetle karşılıyor. Çin ise bölgedeki yatırım ve ekonomik çıkarları kapsamında Lübnan ve limanlarını fazlasıyla önemsiyor.

SUUDİ ARABİSTAN’IN TUTUMU

MEE’ye konuşan Suriye analisti Camille Otrakji, “Suudiler, yıllarca İran’sız bölgesel düzen kurmak için çabaladıktan sonra yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduklarını fark etmiş olabilirler. Hem Suudiler hem de Türkler bölgede istikrarı yeniden tesis etmek için en iyi seçeneğin Suriye’den çekilmek olduğu sonucuna vardılar” dedi.

Suudilerin, Pekin liderliğindeki Şangay İşbirliği Örgütü‘ne gözlemci statüsü ile katılması, Suudilerin krallığın kuruluşundan bu yana içinde bulundukları ABD’nin etki alanından ziyade “bağlantısız bir statüye” doğru hareket ettiğini de gösteriyor.

ABD’nin dikkati Ukrayna ile dağılmışken ve tutarlı bir Suriye stratejisi mevcut değilken Suudi Arabistan, Çin’in bölgesel çatışmayı sona erdirmeye yardımcı olma çabalarını memnuniyetle karşılıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir