TİP’in Çiğli adayı Akıncı: Oyları bölmüyoruz, toparlıyoruz ve kazacağımıza inanıyoruz

İZMİR- Yerel seçimlere kısa bir süre kala siyasi partilerin İzmir’deki çalışmaları da hız kazandı. Birçok parti kritik gördüğü merkez ilçelerde ve mahallelerde halkla biraraya gelirken, bu ilçelerden biri de Çiğli…

155 bine yakın nüfusu ile ‘işçi havzası’ olarak nitelendirilen Çiğli’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) belirlediği ve daha sonra değişime gittiği adaylar tartışmalara neden oldu. Son süreçte Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) desteğin giderek arttığı tartışılan ilçede, partinin belediye başkan adayı ise Doç. Dr. Orhan Akıncı.

Aslen Muş Varto doğumlu olan Akıncı, 1974 yılında ailesi ile birlikte Çiğli’nin Güzeltepe Mahallesi’ne göç etti. Uzun yıllar ailesi ile birlikte bir gecekonduda yaşayan Akıncı, ilk ve orta öğrenimini de Çiğli’de tamamladı. Daha sonra tıp fakültesini kazanarak, 1988 yılında mezun olan Akıncı, Türkiye’nin birçok ilinde görev yapmasının ardından 2007 yılında yeniden İzmir’e tayin oldu. 2019 yılında Çiğli’de belediye başkan adayı olan Akıncı’nın kendisi ve ailesi CHP’li kimliği ile biliniyordu.

Doç. Dr. Orhan Akıncı

Akıncı, yerel seçimler ve ilçedeki durum ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

‘ÖN SEÇİM YAPILMADIĞI SÜRECE ADAY OLMAMAYA KARARLIYDIM’

Daha önce CHP’de görev alıyordunuz. TİP’e geçiş sürecinizden biraz bahsedelim. Nasıl oldu? Neden böyle bir karar aldınız?

Seçimlerde ön seçim yapılmadığı sürece bir daha aday adayı olmamaya karar vermiştim. Ancak Çiğli’de özel bir hastanede çalışıyordum ve 50 yıllık Çiğlili olmam nedeniyle ciddi bir karşılığım vardı. Akrabalarım, okul arkadaşlarım ve tedavisine katkıda bulunduğum hastalarım sık sık beni ziyaret ederek aday olmamı istediler. ‘Çiğli’yi bu kötü durumdan ancak siz kurtarabilirsiniz’ diyorlardı. Ama ben ön seçim olmadığı sürece aday olmayı düşünmediğimi belirtmiştim. Ne zaman ki CHP kurultayında her iki genel başkan adayı, Kılıçdaroğlu ve Özel, ön seçim sözü verdiler. Hatta Özel daha da ileri giderek ‘En kötü ön seçim en iyi merkezi atamadan iyidir’ dedi. Özel bunu dediğinde aday adayı olmaya karar verdim. Bu süreçte, henüz seçim atmosferine girilmeden, başvurular başlamadan önce ekiple çalışmaya başladık. Mahallelerde, sokaklarda, kahvelerde toplantılar yaptık. Yaklaşık bir buçuk ay sonra ön seçim yapılmayacağı, ‘yetişmeyeceği’ söylendi ama bazı yerlerde yapıldığını gördük. Parti bu şekilde karar verdi. Ben de beraber çalıştığım arkadaşlarımı çağırarak aday olmaktan vazgeçtiğimi söyledim. Arkadaşlarımın tümü karşı çıktı o şekilde bir süre daha aday adayı olarak devam ettim.

Ancak ne ön seçim yapıldı ne anket yoklaması yapıldı ne de Parti Meclisi üyelerinin verdiği karara uyuldu. Genel Merkez’e gittiğimizde bana anketlerde önde çıktığımı, PM üyelerinin hakkımda olumlu rapor verdiğini ve halkta ciddi bir karşılığım olduğu söyleyerek “Hayırlı olsun” dediler. İnançla geri döndük ve atanmayı bekledik. Daha sonra atanan adaylar geri alındı, yer değiştirildi, o süreçte halkta çok ciddi tepkiler oluştu.

‘ASLINDA SOLUN ÇATI ADAYI OLMAYI DÜŞÜNÜYORDUM’

Bir önceki soru ile bağlantılı olarak adaylık süreciniz nasıl gelişti? Örneğin bağımsız olarak da aday olabilirdiniz ama tercih etmediniz. Neden?

Yanımda olan insanlar bağımsız aday olmamı istediler. Bağımsız aday olmamın bana çok büyük bir yarar getirmeyeceğine kanaat getirdim. Henüz yerel seçim sürecine girilmeden TİP ilçe örgütü benimle görüşmek istedi. İki defa görüştük. TİP’ten aday olmamı istediler ve aday olduğumda benimle kazanacaklarını söylediler. Ben de o arkadaşlara ailemin yüz yıllık CHP’li olduğunu, kendimin de geçmişte CHP’den iki defa aday olduğumu belirterek bu geçmişi inkar ederek TİP’e gelmemin etik olmayacağını söyledim. Seçim sürecinde o teklifleri kabul etmedik ve bekledik. CHP’den adaylaşmayınca TİP’ten arkadaşlar yeniden benimle görüştüler ve aday olmamı rica ettiler. Ben de bunu uygun gördüm. Ben daha çok TİP ile birlikte bir solun adayı olmayı düşünüyordum. İçinde DEM’in Sol Parti’nin, EMEP’in, TKP’nin olduğu bir sol çatı adayı. Adı geçen partilerin yetkilileri ile biz birkaç kez görüştük ama maalesef bir sonuç alınamayınca TİP’ten aday olmaya karar verdim.

‘ÇİĞLİ SORUNSUZ BİR YER OLSAYDI BU KADAR ADAY ÇIKMAZDI’

Bugünden baktığınızda önceki yerel yönetimin çalışmalarını da dikkate alarak Çiğli’nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çiğli’de kime sorarsanız kentten memnun değil. Belediye hizmetlerinden memnun değiller. Eğer Çiğli sorunsuz bir yer olsaydı bu kadar aday çıkmazdı ve bu kadar vaatte bulunulmazdı. Ben 50 yıllık bir Çiğlili olarak maalesef baktığımda burayı büyük bir köy olarak görüyorum. Altyapı sorunları, üstyapı sorunları, çöp sorunu, otopark sorunu, kentsel dönüşüm sorunları, kreş sorunları, olmayan açık ve kapalı yüzme havuzları daha birçok sorun. Spor salonları, kültür sanat merkezleri yok. Yeşil alan yok denecek kadar az. Belediyeye ait sosyal tesislerin eksik olduğunu görüyoruz. Belediyeye ait tanzim satış merkezlerinin olmadığını ve işe alımlarda adil davranılmadığını görüyoruz.

Çok sayıda işçinin emekçinin, işçinin yaşadığı bir yerde bu sorunlar katmerlenerek artmıştır. Çiğli, İzmir’in geliri en iyi olan ilçelerinden bir tanesidir. İki tane üniversitesi, çok sayıda özel okulu, iki tam teşekküllü özel hastanesi vardır. Organize sanayi bu bölgededir. Ama bütün bunlara rağmen Çiğli beklenen gelişimi bir türlü gösterememiştir.

‘SORUNLARI SOSYAL VE TOPLUMCU BİR BELEDİYECİLİK ANLAYIŞIYLA HALLEDECEĞİZ’

Çiğli özellikle binlerce emekçinin yaşadığı bir işçi havzası. Bu durumu da dikkate alarak ilçenin kronikleşmiş sorunları hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sorunlara çözüm önerileriniz nelerdir?

Çiğli bir işçi emekçi kenti. Göç almasının en büyük nedeni de bu. Organize sanayi bölgesi bu göçün en büyük nedenlerinden biri. Hızlı ve büyük oranda göç almasına karşı bu göçü karşılayacak altyapı ve çalışan annelerin sorunlarına cevap verecek çalışmalar yapılmamış. Belediyeye ait kreş, gündüz bakımevi bulunmuyor ya da yetersiz. Okul öncesi eğitim kurumları maalesef yok. Vardiyalı çalışan anneler, gece geç saatlerde eve gittikleri sırada yanmayan sokak lambaları nedeniyle büyük bir korku yaşıyor. İZBAN’ın olduğu yerdeki altgeçitlerden gecenin bir saatinde geçmek birçok annenin korkulu rüyasıdır. Bunları benimle paylaştıkları için biliyorum. Bütün bu sorunları biliyoruz. Onların taleplerine cevap vereceğiz. Onların sorunlarını sosyal ve toplumcu bir belediyecilik anlayışıyla halledeceğiz.

‘’OY BÖLECEK’ ELEŞTİRİLERİNE KATILMIYORUM’

Birçok bölgede olduğu gibi aday olduğunuz ilçede de “oy bölecek” eleştirileri yer yer gündeme geldi. Bu eleştirilerle ilgili ne söylemek istersiniz?

Oy bölecek eleştirilerine katılmıyorum. Eğer CHP söz verdiği gibi önseçim yapsaydı ve önseçimlerde seçilmeseydim, çıkar evime giderdim. Hatta ön seçimden çıkan arkadaşın yanında durarak ona sahada yardımcı olurdum. Ama bunu yapmadı ve biz dipten gelen dalganın talepleri doğrultusunda başka bir partiden aday olduğumuz zaman da bize “oy bölüyorsunuz” eleştirileri yöneltiliyor. Biz oy bölecek kadar güçlüysek neden bizi aday göstermediniz? Kaldı ki CHP ve TİP iki ayrı siyasi partidir. İlkeleri, tüzükleri farklıdır. Ben CHP’den daha sol bir partiye geçtim. Oyları böldüğümü düşünmüyorum çünkü burada kazanacağıma inanıyorum. Kazanacak şekilde aday oldum ve çalışıyorum. O yüzden CHP’nin oyları bölüyor çıkışlarına katılmıyorum. Burada bir algı yaratılmaya çalışılıyor; ‘Oylar bölünecek, AK Parti kazanacak’. Oy bölecek kadar güçlüysem neden aday göstermediniz? Her partinin seçmeni farklıdır ve her partinin seçmeni partisinin ilkelerine bakarak oy kullanmaktadır. Biz kimsenin oyunu bölmüyoruz, hak ettiğimiz oyları alıyoruz.

‘SAĞ PARTİLERİN TABANINDAN DA BANA DESTEK VERENLER VAR’

Son olarak sahada yaptığınız çalışmalarda nasıl tepkiler alıyorsunuz? Seçmene çağrınız nedir?

Sahadaki çalışmalarda inanılmaz iyi tepkiler alıyoruz. İnsanların çoğu sandığı gitmeyi düşünmüyor. Bir kısmı da bana aday olduğum için teşekkür ediyor. ‘Hocam biz CHP seçmeniydik ve sandığa gitmeyecektik. Gitseydik de AK Parti’ye oy vermeye elimiz gitmiyordu. Siz bize üçüncü bir seçenek sundunuz’ diyorlar. Bu küskün, kırgın, umutsuz seçmen sadece CHP’de değil bütün partilerde var. Uzun yıllardır Çiğli’de yaşadığım için bütün partilerin seçmenlerini tanıyorum. İnanın ki İYİ Parti, AK Parti ve MHP tabanından bana destek verenler var. ‘Biz sizi tanıyoruz, güveniyoruz ve destek veriyoruz’ diyorlar. Bu tür destekler bizi çok umutlandırıyor ve kazanacağımıza inanıyorum. Daha düne kadar ‘Oy böleceksiniz, kazanamayacaksınız’ diyen insanlar beni aramaya başladılar. Araştırıyorlar iyi olduğumuzu görünce de ‘Sizin için ne yapabiliriz?’ diye arıyorlar. Geçmişte benimle birlikte hareket eden CHP içindeki arkadaşlarımın bir kısmı hala CHP’de çalışıyorlar ve zaman zaman onlarla görüşüyoruz. CHP’deki durumu sorduğumda çok umutlu konuşmuyorlar. ‘Evka-2 de Egekent’te size ciddi bir oy kayışı olduğunu görüyoruz’ diyorlar. Kazanacağıma inanıyorum. Oyları bölmüyorum, tam aksine toparlıyorum.

Seçmene son olarak şunu söylüyorum; asla algı operasyonlarına kanmayın. ‘Oyları bölerler, AK Parti kazanır’ algı operasyonlarına kanmayın. Çünkü durum öyle değil. Durum tam tersine biz öndeyiz. Belki de oyları bölen CHP olacaktır. Bir oy bir oydur diyoruz ve sandığa gitmenizi istiyoruz. Göreceksiniz ki o güzel mutlu günü hep birlikte karşılayacağız. Hekim olarak benim konum insandır. Rant odaklı değil insan odaklı çalışacağız. Yağmaya, talana karşıyız. Çiğli zengin bir ilçe ve o gelirleri Çiğli halkına yatırım olarak sunacağız. Onlara maddi manevi destek sunacağız. Öğrencilere burs vereceğiz, kurslar açacağız. Çocuklarımızı sokaktan kurtaracağız. Bazı mahallelerdeki madde bağımlılığı inanılmaz boyutlarda arttı. Okul öncesi eğitimi sağlayacağız. Büyük bir kültür sanat merkezi yapacağız. Sinemayı, tiyatroyu Çiğli’de izleyeceğiz. Kitap fuarları, sinema festivalleri yapacağız. Çiğli’yi gerçekten kültür sanat merkezi yapacağız. Bütün Çiğli halkının desteğini bekliyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir